Hayalimi Yaşıyorum: Fatih Arslanoğlu

A Klasmanı hakemlerimizin basketbol dışındaki hayatlarına ışık tuttuğumuz yazı serisinin bu haftaki konuğu Fatih Arslanoğlu.

Fatih Arslanoğlu kimdir?
22.04.1978 yılında Almanya’da doğdum. 2 kardeşiz. Evin küçüğü ve yaramazıydım. Aydınlıyım. Annem, babam ve abim Aydın’da yaşıyor. Evliyim ve 2 tane dünya tatlısı oğlum var. İlkokul,ortaokul ve liseyi Aydın’da okudum. Aydın lisesinden mezun olduktan sonra Beden Eğitimi bölümüne girmek için uğraştım ama olmadı ben de hakemlikle ilgili daha çok maç yönetmek, hakemliğimi geliştirmek için 1999 yılında Ankara ya gittim ve bu arada da Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimini bittirdim.

Uzun yıllar çeşitli GSM distribütörlerinde ( Motorola, Telpa, EKO, KVK, Brightstar ) orta ve üst düzey yönetici olarak çalıştım. En son Brightstar firmasında Türkiye Satış Müdürü’ydüm. Geçen sene bu zamanlar ani bir karar ile uzun zamandır yapmak istediğim kendi işimi yapmak için Brightstar’dan ayrıldım. Şu anda Bakırköy’de bir Vodafone Shop’um var. Yaklaşık 1 yıldır orayı işletiyorum.

Basketbol olan ilginiz nasıl başladı? Hakem olmadan öncesine ait basketbola dair bir anınız var mı?

Basketbolla ilgim aslında çok geç başladı. Aydın’da sporu çok seven ve her branşta bir şeyler yapmaya çalışan biraz da yetenekli biriydim. Ama daha çok başarılı olduğum branş masa tenisiydi. Yakın arkadaşım olan Ozan Gönen (o da halihazırda basketbol hakemidir) ile birlikte ilde, bölgede ve Türkiye şampiyonalarına gider ve iyi dereceler alırdık. Salonda antrenmana başlamadan önce basketbolcular sahada antrenman yaparken onları izler ve keşke bizde oynasak diye düşünürken sevgili Engin Vence bizi basketbol ile tanıştırdı. Engin Vence Aydın’da hem hakem hem antrenör hem idareci. Aydın’da basketbol denince akla gelen ilk kişiydi.İlk önce bizim oynamamızı sağladı sonrada 1996 da açılan ilk hakem kursuyla bizim basketbol hakemi olmamızı sağladı. Herkesin de bildiği kötü oyuncudan hakem olur mantığıyla hakemlikle tanıştık.

Basketbol hakemi olmaya nasıl karar verdiniz?
Basketbol hakemi olmaya aslında Engin Vence’nin ısrarı sayesinde karar verdim. Ozan ile birlikte ya antrenör olacaktık ya da hakem çünkü basketbol bizi gerçekten içine acayip çekmişti. Bu arada hem antrenörlük belgesini hem de hakemlik belgesini hemen hemen aynı anda aldık ama hakemlik yapmayı daha çok istedik ama ana sebep gene Engin Vence idi.

Yönettiğiniz ilk maçı hatırlıyor musunuz? O anları bizimle paylaşır mısınız?
Yönettiğim ilk maç ilkokul maçıydı. Ama daha da önemlisi daha 1 yıl olmadan Aydın’da düzenlenen genç bayanlar türkiye şampiyonasında üst seviye bir organizasyonda görev yapmam ve bana burada bir A klasmanıyla maç vermeleriydi. O organizasyonda Şükrü Koşar ve Aydemir Ekti abilerimiz beni izlemiş ve beğenmişlerdi.

Maçlara nasıl hazırlanıyorsunuz? Maçlardan önce uyguladığınız bir toteminiz var mı?
Maçlara haftada en az 2 kez antrenman yaparak fiziksel olarak hazırlanıyorum, mental olarak da müsabakanın tebligatından hemen sonra iki takımında geçen hafta yaptığı maçların nasıl geçtiğini canlı yayın varsa ve izlediysem müsabakada neler olduğunu avrupa kupalarında oynuyorlarsa onların o maçlarını izleyerek hazırlanıyorum.

Maçın stresini nasıl atıyorsunuz?
Maçın stresini daha çok eşimle maç ile ilgili konuşarak atıyorum. Eşim her maçımı mutlaka canlı olarak ya da televizyondan izler ve notlar alır. O da eski bir A klasmanı hakem olduğu için eleştirilerini çok rahat ve benim anlayabileceğim şekilde aktarıyor.

Bir basketbol hakemi olarak yaşadığınız en zor durum neydi?
Yaşadığım en zor durum değil belki ama en stresli maçımı eşimle birlikte çıktığımız 1. lig maçında yaşadım. Çok enteresan bir duyguydu. Türk Telekom-Tuborg müsabakasıydı ve biz beraber maç yönetiyorduk. Nişanlıydık ve ona itiraz ettiklerinde nasıl tepki göstermem gerektiğini bilmiyordum ama eşimin beni sakinleştirmesi sayesinde süper bir anı haline geldi.

Basketbol hakemliğinin size kattığı en önemli artı ne oldu?
Basketbol hakemliğinin bana kattığı en önemli artı tabii ki çocuklarımın annesi ile hakemlik sayesinde tanışmış olmamdır. Ayrıca hakemlik doğası gereği pratik düşünme ve hızlı karar almanızı sağladığı için profesyonel iş hayatımda bu özelliğimi fazlasıyla yararını gördüm.

Hakem olmanın en cazip yanı ne sizce?
Çok enteresan bir şekilde hakemlik, alakalı bir sektörde çalışmıyor olmama rağmen iş hayatımda beni hep bir adım öne taşıdı. Hakemliğin insanlara güven veriyor olması bence en cazip yanı.

Sosyal çevrenizde basketbol hakemi olduğunuzu öğrendiklerinde tepkiler nasıl olur genelde?
Sosyal ve iş çevremde karşılaştığım insanlar basketbol hakemi olduğumu öğrendikten sonra önce hayranlıkla ve daha sonra da saygıyla yaklaşıyorlar. Özellikle profesyonel iş hayatımda. İlgili bir sektörde çalışmıyor olmama rağmen hakemlik beni hep bir adım öne taşıdı. Aslında maçlarda yaşadığımız durumlar iş hayatına da referans oluyor. Stres ile baş edebilme, hızlı ve etkin karar alabilme, dürüst ve adil olma, ilişki yönetimi, disiplin… bunların hepsi sadece sahada hakem iken sergilediğimiz şeyler değil üst düzey yönetici olduğum pek çok şirkette de sergilediğim davranışlardı. Aynı şekilde yöneticilerimin de maçlarıma geldikten sonra bana bakış açılarının son derece olumlu bir şekilde değiştiğini çok net bir şekilde görebiliyordum. Şimdi ise dükkanıma gelen müşterilerim ile sohbet ederken hakem olduğumu öğrendiklerinde kararlarının hemen olumlu yönde değiştiğini hakem isem dürüst ve doğru bir iş yaptığımı düşündüklerini hissediyorum. İşte tam da bu tatmin gerçekten insanı son derece motive eden bir şey. Kişiliğinizi, kimliğinizi çok fazla söz söylemeden ortaya koyan ve en önemlisi güven veren bir şey hakemlik…

Basketbol dışında ilgilendiğiniz hobileriniz var mı?
Eşim, çocuklarım ve arkadaşlarım ile gezmekten, seyahat etmekten çok keyif alırım. Ayrıca yemek yapmak da en sevdiğim hobilerim arasındadır. Değişik yemekler yapmak, arkadaşlarıma yemek ve sofra hazırlamak, özellikle de yazlıkta çok kalabalık arkadaş grubuyla mangal keyfi en büyük hobim.

Evcil hayvanınız var mı? Varsa sahiplenmeye nasıl karar verdiniz?
Havuç adında cocker cinsi bir köpeğimiz var. O bizim ilk oğlumuz , eşimle beraber hayvan barınağına gidip bir köpek sahiplenmeyi çok istiyorduk, tam da o hafta barınağa gidecekken bizi bir arkadaş aradı ve sokakta Havuç’u bulduğunu söyledi. İster misiniz dedi bizde tamam dedik ve Havuçla 8 yıl önce tanıştık ve artık evde 3 oğlumuz var.

En büyük hayaliniz ve gerçekleştirmek istediğiniz projeleriniz nelerdir?
Aslını isterseniz çok büyük hayalleri olan bir insan değilim. Ailem ile birlikte sağlıklı ve rahat bir yaşam geçirmekten daha önemli hayalim yok açıkçası. Tabi ki işim ile ilgili kısa veya uzun vadeli pek çok projem oluyor. onların da ne mutlu ki bir çoğunu gerçekleştirdiğimi söyleyebilirim. Hakemlik ile ilgili ise yıllar sonra hatırlandığımda doğru, dürüst ve güvenilir bir hakem olarak anılmayı isterim.

Basketbol hakemi olmanızın ailenize ne gibi yansımaları oluyor?
Basketbol bizim aile hayatımızın bir parçası olduğu için ailece basketbolu konuşmaktan, izlemekten, oynamaktan çok keyif alıyoruz.

Sizi en çok ne mutlu eder ve en çok ne kızdırır?
Başarılı yaptığım her şeyden sonra takdir edilmek beni mutlu eder. Yalan, art niyetli davranışlar ise çok kızdırır.

Hayattaki olmazsa olmaz dediğiniz 3 şey nedir?
Ailem, işim, basketbol

En sık nereye seyahat edersiniz?
GSM şirketlerinde çalışırken çok sık seyahat ediyordum. Çok sayıda ülkelere geziler düzenleniyor, toplantılar yapıyorduk. Küba’dan Bali’ye, Maldivler’e, Vietnam’a, Güney Afrika’ya pek çok yere seyahat etme imkanımız oldu. Herhalde en çok Avrupa ülkelerine sık seyahat ediyorum.

Gideceğiniz yere karar verirken nelere dikkat edersiniz?
Hiç gitmediğim yeni görebileceğim yerlere.köpeğim çocuklarım ve eşimle beraber gidebileceğimiz her yere.

Bir gün mutlaka gitmek istiyorum dediğiniz yer neresidir?
Eşimle beraber baş başa Norveç fiyortlarında uzun bir tatil planımız var. Tabiİ çocuklar büyüdükten sonra.

En sevdiğiniz film?
Çikolata filmi bizim için özel. Eşim ile gittiğimiz ilk sinema filmi. Ayrıca eski Türk filmlerini izlemekten de büyük keyif alırım.

En sevdiğiniz kitap?
Biyografi ve kişisel gelişim kitapları okumayı severim. İşim ile ilgili olduğu için muhtemelen Steve Jobs’un hayatının anlatıldığı kitaptan çok etkilenmiştim.

En sevdiğiniz yemek?
Baklayı çok severim ve bu arada çok da güzel yaparım.

En sevdiğiniz dizi?
Yok çok fazla vaktim olmadığından düzenli dizi izleyemiyorum.

En çok dinlediğiniz müzik türü ve sanatçılar?
Müziği çok yakından takip edemiyorum maalesef. Ege ve Karadeniz türkülerini dinlemekten çok keyif alıyorum.

Eşinizin sizde en sevmediği özelliğiniz?
Çok çabuk sinirleniliyor olmamdır herhalde.

Röportaj: Damla Işık (TBF)