Hakemlik Onun İçin Yaşam Şekli: Kaan Büyükçil

A Klasmanı hakemlerimizin basketbol dışındaki hayatlarına ışık tuttuğumuz yazı serisinin bu haftaki konuğu Kaan Büyükçil.

Kaan Büyükçil kimdir?
Kaan Büyükçil 28 Ağustos 1977 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1994 yılında Kadıköy Ticaret Meslek Lisesi’ni bitirdi. Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümünde tamamladı. 1994-1996 arası aday hakem, 1996-1999 arası il hakemi,  1999-2002 yılları arasında C klasmanı hakemi, 2002-2005 yılları arasında da B klasmanı hakemi olarak görev yaptı. 2005 yılından itibaren de A klasmanında düdük çalıyor. Hakemliğin yanı sıra özel bir bankanın genel müdürlüğünde çalışan Büyükçil evli ve 2.5 yaşında bir oğlu var.

Basketbola olan ilginiz nasıl başladı? Hakem olmadan öncesine ait basketbola dair bir anınız var mı?
Ortaokulda Paşabahçe Spor Klübü Okullarında basketbol oynamaya başladım, 1 sene sonra basketbol okulunun şubesini kapatması ile çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Biz küçük takımdayken Harun Erdenay ve Orhun Ene Paşabahçe’de oynuyordu hatta. Sonrasında okul takımlarında basketbol oynamaya devam ettim.

Basketbol hakemi olmaya nasıl karar verdiniz?
1994 yılında dayım ile Recep Ankaralı aynı bankada çalışıyorlardı. Dayım basketbol ilgimden Recep  Ankaralı’ya bahsetmiş, Recep  Ankaralı’nın yönlendirmesi ile 1994 yılında lise son sınıftayken aday hakem kursuna katılmıştım. Dayım  ve Recep abinin ön ayak olması ve benim de basketbola olan ilgim ile hakemlik hayatım başlamış oldu ve 19 yıldır severek devam ediyor.

Yönettiğiniz ilk maçı hatırlıyor musunuz? O anları bizimle paylaşabilir misiniz?
Aday hakemliğimin ilk maçına  aslında masa hakemi olarak çıkmış  ve sandalyedeki yerimi almıştım.  Maçın başlamasına dakikalar kala  bölge maçında görevli hakem  gelmediği için orta hakem olarak ben maça çıkmıştım. Hem çok heyecanlanmış hem de korkmuştum. Maçta ilk devre arasına kadar düdük çaldığımı hatırlamıyorum 🙂 Sonraki ilk düdüğüm geri pas kararıydı, sonrasında heyecanım biraz azalmıştı ancak maç bittiğinde bile tamamen sıfırlanmamıştı.


Maçlara nasıl hazırlanıyorsunuz? Maçlardan önce uyguladığınız bir toteminiz var mı?
Her maçtan önce eşimle konuşuyorum, son 5-6 aydır oğlumla da konuşuyorum. Bana iyi maçlar diliyorlar. Maç başlamadan önceki 20 dakikalık bekleme esnasında da mutlaka sahada ısınma hareketleri yapıyorum.

Maçın stresini nasıl atıyorsunuz?

İyi geçen bir maç ise, sonrasında ailemle dışarıya yemek yemeye çıkıyoruz. Bir anlamda o maçı kutlamış oluyoruz. Eğer iyi yönetim gösteremediğimiz bir maç ise, gece geç bir saatte eve dönmüş olsam bile özellikle canlı yayın tekrarı var ise sıcağı sıcağına maçı tekrar seyrediyorum ve sonraki maçlar için kendime dersler çıkartmaya çalışıyorum. Bazen kötü yönettiğimi düşündüğüm bir maçı aslında kötü yönetmediğimi fark ediyorum. Maçın stresi iki üç gün sürmüyor ama ertesi sabaha kadar bir etkisi oluyor.

Bir basketbol hakemi olarak yaşadığınız en zor durum neydi?
2014-2015 yılı sezonun son maçında Rüştü Nuran ile aynı maçı yönetmiştik. Biliyorsunuz bu maçtan sonra Rüştü hakemliği bırakma kararı vermişti. Maç içinde yaşadığımız süreç ve sonuçları hakem olarak yaşadığım en zor durumdu diyebilirim.

Basketbol hakemliğinin size kattığı en önemli artı ne oldu?
Sosyal çevrem genişledi. Hakemlik benim için hobiden öte yaşam şekli oldu. Düzenli spor yapıyorum ve beslenmeme dikkat ediyorum. Bunun dışında  hakemliğin özgüvenimi geliştirdiğini ve de stresli ortamlarda bile doğru karar verme becerisi kattığını söyleyebilirim.

Hakem olmanın en cazip yanı ne sizce?
Hakemlik sayesinde birçok şehir tanımış oldum. Aslında hem bankada yoğun bir tempoda çalışmak ve hafta sonları da şehir dışına çıkmak yorucu olsa da hakemliği seviyorum ve bu tempoya alıştım. Maçımın olmadığı hafta sonları boşlukta geçiyor benim için.


Sosyal çevrenizde basketbol hakemi olduğunuzu öğrendiklerinde tepkiler nasıl olur genelde?
Profesyonel hakem misiniz yani diye soruyorlar öncelikle, sonra da 3 büyük kulübün maçlarını yönetip yönetmediğimi soruyorlar.

Basketbol hakemliğinin yanı sıra özel bir bankada çalışıyorsunuz. İş yaşantınızdan bize biraz bahsedebilir misiniz?
Yaklaşık 18-19 senedir bankacılık sektöründe çalışıyorum. Son 13 senedir aynı bankada çalışmaya devam ediyorum. Her işin kendine göre bir zorluğu var ama bankacılık sevmezseniz yapabileceğiniz bir meslek değil açıkçası. 19 sene boyunca finans sektörünün içerisinde kalmak kolay değil ama verdiğiniz bir emek var ve o emeğin karşılığını bir şekilde alıyorsunuz. Zorlukları var, zamanı geliyor özel hayatınızdan fedakarlık yapıyorsunuz ama her gülün bir dikeni var ve o dikene de katlanırsanız o sektörün içerisinde kalıp devam ediyorsunuz.

Basketbol hakemliği ve iş yaşantınızı bir arada götürmek zor olmuyor mu?
Açıkçası bankacılık hakemlikle birleştiğinde oldukça yoğun bir tempo çıkıyor ortaya. Ama tabii ki zamanla alışıyorsunuz hatta bu yoğunluğu arar oluyorsunuz. Yaz dönemlerinde sezonun kapalı olduğu zamanlarda hafta sonu evdesiniz ve yapacak şeyler arıyorsunuz bir şeyler yapayım da vakit geçsin diye. Çünkü o tempo bir yerden sonra alışkanlık haline geliyor sanırım. Yılın ortalama 6-7 ayı yoğun bir tempo içerisindesin ondan sonra da o 2-3 aylık dönemde bir boşluk oluyor haliyle.


Günlük hayatınızda görüştüğünüz hakem arkadaşlarınız var mı?

Hakemliği bıraktı ama en çok Rüştü Nuran ile görüşürüz.

Basketbol dışında ilgilendiğiniz hobiler var mı?
Ben seyahat etmeyi, özellikle araba ile yaptığım yolculukları seviyorum. Oğlum doğduktan sonraki bir yıl seyahatlerimiz biraz azalsa da, şimdi onun eğlenebileceği yerleri seçerek seyahat etmeye devam ediyoruz.


Hakemlik dolayısıyla da çok fazla seyahat ediyorsunuz. Bu seyahatler nasıl geçiyor sizin için?
Eğer maç iyi geçtiyse yolculuğun uzun olması ya da olmaması çok önemli olmuyor. Verilen görevi iyi bir şekilde yerine getirmiş olmanın verdiği bir iç huzur oluyor. O nedenle tüm yorgunluk unutuluyor. Pazar gecesi çok geç gelip ertesi gün erkenden işe gittiğim zamanlar oluyor. Dediğim gibi maç iyi geçtiyse o yorgunluk sizi çok fazla etkilemiyor.

Fiziksel olarak bu yoğunluğu kaldırabilmek için neler yapıyorsunuz?
Mümkün olduğunca haftada iki üç gün antrenman yapmaya çalışıyorum. Bununla birlikte dengeli ve düzenli beslenmeye de çalışıyorum. Esasen şunu fark ettim ki ailemle de yeme düzenim, seyahat programım vs. bunlara endeksli yaşıyoruz. Onların da hem anlayış açısından hem de destek açısından çok büyük özverileri var.

Evcil hayvanınız var mı? Varsa sahiplenmeye nasıl karar verdiniz?
Hep bir köpek sahiplenmeyi istemişimdir, ancak apartman dairesinde bakımı zor olacağı için yok.


En büyük hayaliniz ve gerçekleştirmek istediğiniz projeleriniz nelerdir?
Şu an içinde bulunduğum şartlardan bir hayli memnunum sanırım çünkü öyle büyük bir hayalim yok açıkçası. Biraz daha sakin bir yaşam ve bahçeli bir ev diyebilirim. Uzun süredir özel sektörde çalışıyorum, sorumluluklarımız biraz daha azaldığında (çocuğumuzun geleceğini garantiye aldığımızda 🙂 ticaret ile uğraşmak gibi bir projem var.


Basketbol hakemi olmanızın ailenize ne gibi yansımaları oluyor?
Eşimle çalıştığım bankada tanışmıştık, kendisi İzmirli. Maç için gittiğim İzmir’den konu açarak eşimi tavlamıştım diyebilirim 🙂 Şaka bir yana, ailem de benim bu yoğun tempoma ayak uyduruyor ve programlarımızı benim maçlarıma göre yapıyoruz. Fırsat olursa eşim ve oğlum da benimle maça geliyolar, oğlum büyük bir heyecanla izliyor maçları. Baban ne iş yapıyor diye sorduğumuzda eliyle düdük çalıyor gibi yapıp baskettt diye bağırıyor.


 Oğlunuzun basketbol hakemi    olmasını ister misiniz peki?
 Sevmekle alakalı bir şey bu. Bir  insana zorla hiçbir şeyi  sevdiremezsiniz. Ama isterse tabii  ki neden olmasın. Bir spor dalıyla  uğraşmasını isterim. Mesela şu  anda müziğe karşı çok ilgili. Son  6-  7 aydır aynı şarkıları dinleyip  onları  söylemeye çalışıyor. Ama  bu gelip  geçici bir heves mi  bilmiyoruz tabii  ki 🙂

Sizi en çok ne mutlu eder ve en  çok ne kızdırır?
 Evcimen biriyim sanırım. Aile  içindeki huzur benim için en büyük  mutluluk. İşini düzgün yapmayan  kişiler kızdırır beni. Dürüstlük de  önemlidir, bana karşı dürüst  olmadığını düşündüğüm kişiler ile  görüşmek istemem.

Hayatta olmazsa olmaz dediğiniz 3 şey nedir?
Biraz klasik olacak ama ailem çok önemli. Birlikte olalım, sağlıklı ve mutlu olalım bunlar benim için vazgeçilmez.

En sık nereye seyahat edersiniz?
Eşim İzmir’li olduğu için evlendiğimizden beri en sık İzmir’e gidiyoruz. Senede en az 3-4 kez gidiyoruz, yaz tatillerinde de her yıl birkaç gün de olsa muhakkak Seferihisar’a uğruyoruz.

Gideceğiniz yere karar verirken nelere dikkat edersiniz?
Doruk doğmadan önce bol gezmeli, bol yorulmalı yerlere giderdik. Tatillerde sürekli aynı otelde kalmak yerine farklı yerlerde bulunmak daha iyi geliyordu. Tabi çocuk doğduktan sonra onunla rahat edebileceğimiz yerleri seçtik hep, denizi kum olsun, çok derin olmasın, mümkünse denize yakın ve ev ortamında olabileceğimiz yerleri tercih ediyoruz.

Birgün mutlaka gitmek istiyorum dediğiniz yer neresidir?
Eşimle Paris’e gittiğimizde Disneyland’e gitmek isteyip yeterli zamanı bulamamıştık. Doruk biraz büyüdüğünde muhakkak gitmeyi planlıyoruz.

En sevdiğiniz film?
Er Ryan’ı Kurtarmak. Denk geldiğinde hala izlerim.


En sevdiğiniz aktör ve aktris?
Anthony Hopkins ve Charlize Theron.


En sevdiğiniz kitap?
Dan Brown’un kitaplarını seviyorum. Bu aralar kişisel gelişim kitapları okuyorum. Bana bir hayli faydası oldu diyebilirim, empati kurmaya gayret ediyorum artık ve bu da hem benim hayatımı kolaylaştırıyor, hem de çevremdekiler daha anlayışlı biri olduğumu söylüyorlar.

En sevdiğiniz yemek?
Yemek seçmem, bamya dışında her yemeği yerim diyebilirim. Fakat yemeğin yanında makarna ya da pilav olmazsa doymuş hissetmiyorum kendimi.

Siz yemek yapar mısınız peki?
Bir yemeğin nasıl yapılacağı ile ilgili bir sürü şey söyleyebilirim ama mutfak kısmında sadece senede belki bir kere makarna yapmışlığım olur. Pazar sabahları kahvaltıda yumurtayla ilgili şeyleri ben yaparım mesela ama onun dışında mutfakla pek içli dışlı olduğum söylenemez.

En sevdiğiniz dizi?
Homeland dizisini büyük bir merakla izliyoruz.

En çok dinlediğiniz müzik türü ve sanatçılar?
Bu aralar evde ve arabada en çok dinlediğim iki şarkı var: Queen – We Will Rock You ve Barış Manço – Arkadaşım Eşşek dinliyoruz. Tabi ki bu şarkılar oğlumun seçimi 🙂

Eşinizin sizde en sevmediği özelliğiniz?
Kendisine sordum bu soruyu, cevap olarak sevdiğim özelliklerinin yanında lafı olmaz dedi 🙂 Yorgun olduğumda biraz suratsız oluyorum, o da pek yanıma yaklaşmıyor.  Bir de aradığım hiçbir şeyi bulamıyorum, eşime soruyorum o anında buluyor, bakıp görmüyorsun diyor bana.
Röportaj: Damla Işık